Peter Sellers

Peter Sellers

Peter Sellers, İŞN (doğum ismi Richard Henry Sellers, 8 Eylül 1925 – 24 Temmuz 1980), İngiliz  komedyen ve aktör. En çok The Pink Panther film serilerindeki Şef Müfettiş Clouseau karakteri,Dr. Strangelove filminde oynadığı 3 ayrı rol ve Lolita filminin 1962’deki orjinal versiyonunda oynadığı Clare Quilty karakteriyle bilinir. Ayrıca kendisinin sondan bir önceki filmi olan Being There filmindeki adam-çocuk olan Chance the gardener karakteri ile bilinir.

Sellers BBC radyosundaki komedi dizileri The Goon Show ile ününü yükseltti. Onun çeşitli aksanlardaki(örn; Fransız, Hint, Amerikan, Alman, yanısıra İngiliz yöresel aksanlar) konuşma yeteneği, komedi tesirli karakterler yelpazesini tasvir etmesindeki yeteneğiyle beraber, bir radyo karakteri ve sinema aktörü olarak başarısına katkıda bulundu ve onun ulusal ve uluslararası adaylıklar ve ödüller kazanmasına neden oldu. Seller’ın özel hayatı kargaşa ve buhranlarla, ve içerisinde bulunduğu duygusal problemler ve madde bağımlılığı ile karakterize edildi. Seller dört defa evlendi. Bu evliliklerden ikisinden üç çocuğu oldu.

Sellers, Southsea, Portsmouth’da bir şovmen ailesinde dünyaya geldi. İsmi Richard Henry olarak vaftiz edilmesine rağmen, ailesi devamlı onu Peter olarak çağırdı. Ölü doğan erkek kardeşinin sonucunda, ve Bryan Forbes’e göre “karakterinin şekillendiği yıllar boyunca, tamamıyla annelik sevgisinin içinde boğuldu”. Kuzey Londra Katolik okulu St. Aloysius College’a devam etti. Ama babası Yorkshire doğumlu Bill Sellers (1900–1962) bir protestandı. Ve annesi Agnes Doreen ‘Peg’ née Marks (1892–1967) bir yahudi idi. Sellers, boksör Daniel Mendoza’nın yeğeninin çocuğuydu. Anne kökenleri Londra’ya yerleşmiş Sefarad Yahudi topluluğu içerisindedir.

Seller’ın hayat hikayesini yazan Roger Lewis’e göre, Sellers katolikliğe ilgi duyuyordu, ama yatılı okula girmesinden bir müddet sonra, bir yahudi olduğunu ve inanç konusunda bir muammaya sahip olmayan birisi olduğunu keşfetti. Sellers öğretmenlerinin onu bir yahudi olarak atfettiğini söyledi. Bu öğretmenler daha sonra onun üstü kapalı antisemitik duyarlılığına yol açacak olan öğretmenlerdi. Hayatının son zamanlarında, Sellers’ın şöyle dediğine dair alıntı yapılmıştır, “Benim babam Church of England’a katı olarak bağlıydı ama annem Portekizli bir yahudiydi ve yahudiler inançlarını annelerinden alırlar.”

Variety show çemberinde, ailesine eşlik etti. Bu, Sellers’a, sonradan değeri anlaşılacak olan oyun yazma ve sahneye koyma sanatını öğrendi. Annesiyle birlikte Splash Me! dramını vodvil tiyatrosu Windmill Theatre’da sahne alarak oynadı. Bununla beraber, ailesinin çelişkilerinin etkisiyle yetişti. Ve şov dünyası hakkında kararsız duyguları gelişti. Babası, Peter’ın eğlence alanında daha fazlasını elde edebileceği inancına sahip değildi. Hatta annesi daima Peter’ı cesaretlendirirken, babası Peter’ın kabiliyetinin sadece bir yol çöpçüsü olmaya yeteceğini ileri sürdü.:18

Seller ilk işini 15 yaşında bir hademe olarak Ilfracombe’daki bir tiyatroda aldı. Sonra düzenli olarak terfi etti, gişe memuru, yer gösterici, sahne şefi asistanı ve ışık operatörü oldu. Aynı zamanda bazı küçük oyunculuk bölümleri için teklif aldı. Sahne arkasında çalışmak ona Paul Scofield gibi ciddi aktörleri çalışırken görme şansı verdi. Aynı zamanda Derek Altman ile sıkı arkadaş oldu ve beraber Sellers’in ilk aktörlük deneyimi olan “Altman and Sellers,” isimli oyunda sahneye çıktılar. Bu oyunda, ukulele çaldılar, şarkı söylediler ve şakalar yaptılar. Onlar ayrıca Dashiell Hammett’ın dedektif hikayelerini okumayı severlerdi. Ve bundan ilham alarak kendi dedektiflik acentalarını kurdular. Potensiyel bir müşteri Sellers’ın sahte bıyığını yırtınca bu teşebbüsleri ansızın sona erdi.

Sellers, tiyatrodaki düzenli sahne arkası işinde, “Joe Daniels and His Hot Shots” müzik grubuna ait bir bateri setiyle pratik yapmaya başladı. Joe Daniels onun çabalarını farkına varmaya başlayınca ona bazı pratik bilgiler öğretti.

Avrupa’da savaş patlak verirken, Sellers bateristlik yeteneklerini geliştirmeye devam ediyordu. Bu babasını bile etkilemişti. Ve Sellers, Blackpool’da bir müzik grubuyla ilk bateristlik işini aldır.:22

Sellers, gönüllü asker olduktan sonra ve II. Dünya Savaşı boyunca Kraliyet Hava Kuvvetleri’da bir havacıydı. Onbaşılığa yükseldi. Düşük görme yeteneğinden dolayı iniş yeri ekibinde bulunması sınırlandırıldı. Asya’da ne kadar durduğunun belli olmamasına ve Sellers’in kendisinin uzaklığı abartabilecek olmasına rağmen, uzun yolculuğu Hindistan ve Myanmar’ı içine aldı. Sellers ayrıca savaştan sonra Almanya ve Fransa’ya hizmet verdi. Resmen görevi olmayan subayların yaşamlarında yaşadıkları boşlukta Sellers Entertainments National Service Association (ENSA)’a katıldı. Bu kuruluş, babasının daha evvelden anlaştığı ve babasının Sellers’in bateristlik ve komedi yeteneklerini geliştirmesi için izin verdiği bir yerdi. 1945’de savaşın sona ermesi ile İngiliz göstericilerin 5’inin 4’ünden fazlası ENSA için çalıştı. Bu çalışmanın odağı fabrika işçileri ve askerlerin moralini yükseltmekti.

Arasıra üstlerinin taklitini yapardı. Ve onun Kraliyet Hava Kuvvetleri subayı Lionel Mandrake tasviri, Dr. Strangelove filminde Sellers’a model olmuş olabilir. 1972’de Michael Parkinson’la yaptığı bir röportajda anlattığına göre, Sellers kendi tarzıyla sahte bıyık kullanarak ve onun kılığına girerek Subay Mess’in taklitini yapmıştı. Daha sonra yaşlı subaylar ondan kuşkulanmıştır. Goon Show’un Major Dennis Bloodnok karakterinin sesi bu dönemden gelmektedir.

1948’de askerin vazifesini bitirdikten sonra İngiltere döndü. Ve variety theatre’larda stand-up rutinleri ile kendisini geliştirdi. Sellers BBC radyo prodüktörü Roy Speer’a telefon etti. Speer ile telefonda konuşabilmek için Much Binding in the Marsh programının radyo şovu yıldızı Kenneth Horne’yimiş gibi davrandı.

Bir sonuç olarak, Sellers, Ray’s a Laugh programında komedyen Ted Ray ile iş yapmasına neden olacak bir ses sınavı verdi. Onun esas radyo işi ise Spike Milligan, Harry Secombe ve (aslında) Michael Bentine ile olan The Goon Show programıydı. Sonra bunu Sellers’ın televizyon işleri izledi.

1950’lerin sonlarında, Sellers, George Martin prodüktörlüğü ile iki komedi albüm kaydı yayınladı. Bu kayıtlar The Best of Sellers ve Songs for Swinging Sellers ismiyle yayınlandı. 1958’de 10″ formatında bir LP olarak yayınlanan çıkış albümü The Best of Sellers’ın albüm kapağı onu bir Rolls Royce arabasını cilalarken gösteriyordu. Bu albümdeki en popüler şarkılar “Balham, Gateway to the South” (bir seyahat parodisi) ve “Suddenly It’s Folksong” şarkılarıydı. Songs for Swinging Sellers albümü 1959’da piyasaya sürüldü. Frank Muir ve Dennis Norden tarafından yazılan materyalleri ve Sellers’ın “Puttin on the Style” şarkısını seslendirmesini içeriyordu. “Shadows on the Grass” parçasında albüme Irene Handl konuk olarak katıldı. Müzikal direktörlük Ron Goodwin tarafından yapıldı.

1979’da, Sellers’ Market ismiyle üçüncü albümünü piyasaya sürdü. Albüm kapağında Sellers, Financial Times ve Wall Street Times gibi iki tüccar gazetesi okuyan iki adamın arasında Finchley Press gazetesini okurken durmasını içeriyordu. Albüm ilk iki albümü kadar popüler olmamasına rağmen halen koleksiyoncular tarafından aranan bir albümdür. Bu üç albüm, Sellers’ın sesini birsürü komedi efekti için ne kadar esnek kullanabilme yeteneği olduğunu gösterdiği albümler olmuştur.

Sellers, filmlerdeki başarısına İngiliz komedileri ile ulaştı. Bu filmlerin içerisinde The Ladykillers, I’m All Right Jack ve The Mouse That Roared bulunur. Sophia Loren’la birlikte oynadığı The Millionairess filmindeki Hindistanlı doktor tasviri ile dünyanın dikkatini üzerine çekmeye başladı. Film, George Martin’in prodüksiyonculuğunu üstlendiği hit tekli Goodness Gracious Me ve ardından gelen Bangers and Mash teklisine ilham verdi. Bu iki tekli içerisinde de Sellers ve Loren bulunur.

1964’de, 38 yaşındayken, Sellers kalp krizi serileri geçirdi (Birkaç gün içerisinde 13 tane), bunlar onun kalbinde kalıcı hasarlara yol açtı. Sellers batının tıbbı tedavisinin yerine psişik doktorlara danışmayı tercih etti. Ve kalbinin durumundaki kötüleşme 16 yıl boyunca devam etti. 1977’de, ikinci bir büyük kalp krizi geçirdi, bunun sonucunda kalp atışlarının düzenlenmesi için kalp pili kullanmak zorunda kaldı. Bir kez daha, Seller yavaşlamayı reddetti. Ve yaşamını oldukça uzatacak doktor talimatlarını ve açık kalp ameliyatını reddetti.

Sellers’ın Goon Show partnerleri, Spike Milligan ve Harry Secombe, ile tekrar birleşmesi için Londra’da bir akşam yemeği 25 Temmuz 1980 için ayarlanmıştı. Ama 22 Temmuz’da, Sellers büyük bir kalp krizi ile Dorchester Hotel’ındeki odasında yıkıldı ve komaya düştü. 24 Temmuz 1980’de geceyarısından sonra Londra Hastanesi’nde 54 yaşında öldü. Geriye dördüncü eşi, Lynne Frederick, ve üç çocuğu: Michael, Sarah and Victoria kaldı. Öldüğünde, 30 Temmuz’da Los Angeles’ta bir kalp ameliyatı için randevusu vardı.

Yuri Gagarin

Yuri Gagarin

Yuri Alekseeviç Gagarin (Rusça: Юрий Алексеевич Гагарин), Sovyet kozmonot, 1961 yılında uzaya çıkan ilk insan.

Yuri Gagarin, Gzhatsk yakınlarındaki Kluşino`da 9 Mart 1934 tarihinde dünyaya geldi. (Şimdiki Ukrayna’da olan bu kasabanın adı 1968`de Gagarin olarak değiştirildi). Annesi ve babası kolektif bir çiftlikte çalışıyordu. Yuri dört çocuktan üçüncüsüydü, özellikle ablası Yuri`yle yakından ilgilendi. Sovyetler Birliği`ndeki milyonlarca aile gibi Gagarin ailesi de II. Dünya Savaşı`ndan kötü biçimde etkilendi. İki abisi 1943`te Almanya`ya götürüldü ve savaş bitene kadar geri dönemediler. Hocaları Gagarin`i zeki ve çalışkan fakat biraz da yaramaz bir çocuk olarak tanımlardı. Matematik hocası savaş esnasında Kızıl Ordu Hava Kuvvetleri`nde uçmuştu, bunun da Gagarin üstünde büyük bir etki bıraktığı söylenir.

Bir dökümhanede çıraklığa başlayan Gagarin daha sonra Saratov`da bulunan yüksek teknik okuluna seçildi. Oradayken “Hava Kulübü”ne girdi ve küçük uçaklarla uçmayı öğrendi. Bir hobi olarak başladığı bu iş zamanla hayatının önemli bir bölümünü kaplamaya başladı. 1955`de okulunu tamamladı ve bir pilot okulunda savaş uçağı eğitimi almaya başladı. Orada 1957 yılında evleneceği Valentina Goryacheva ile tanıştı. Eğitimden sonra hava şartlarının kötü olduğu Norveç sınırında bir bölgeye atandı. Yetişkin biri olduğunda boyu 157,5 cm civarındaydı.

Uzay Yarışının başlangıç döneminde, Sovyetler kozmonot adaylarını belirlemek için geniş bir tarama programı başlatmışlardı. 20 kozmonot ile Sovyet uzay programına seçilen Gagarin bütün testleri başarıyla geçti. Sonunda yine yetenekli ve başarılı bir kozmonot olan German Titov ile Yuri Gagarin arasında bir tercih yapılacaktı, Yuri Gagarin seçildi. Bu seçimde soğuk Titov`un aksine Yuri`nin güler yüzlü ve cana yakın bir karakterinin olması ve sade bir çocukluk sürmesinin önemli olduğu söylenir.

12 Nisan 1961 tarihinde Gagarin uzaya çıkan ilk insan oldu. Uzaygemisinin adı Vostok 1 idi. Uluslararası medyaya göre Gagarin, uzayda “Burada Tanrı falan göremiyorum.” demişti. Ancak uzay uçuşu sırasında dünya ile yaptığı konuşmaların yayımlanan metninde böyle bir cümle yer almaz. Gagarin daha yörüngedeyken rütbesi TASS’in birinci kumandanı Rusya’dan Simon olarak bilinen Maksat Babayev tarafından yükseltildi. Sovyet otoritelerine göre rütbe değişimin hemen yapılmasının sebebi Gagarin`in iniş sırasında ölebileceğini düşünmeleriydi. Ama bu gerçekleşmedi ve Gagarin dünyaya çok ünlü biri olarak döndü. Sovyetler Birliği Komünist Partisi`ni “bütün başarılarımızın düzenleyicisi” sözleriyle övdü.

Gagarin dünya çapında ün kazanmış biri ve Sovyet başarısının sembolü olarak dünyayı dolaşmaya başladı, popüleritesini de kontrol edebiliyordu. 1962`de kozmonot yetiştirme merkezinde çalışmaya başladı.

Kurumun antrenör vekili olma sürecinde, Gagarin savaş uçağı pilotu olmayı yeniden hak kazanması gerekti. 27 Mart 1968`de MiG-15 model uçağıyla rutin bir deneme sürüşü sırasında eğitmeniyle birlikte hayatını kaybetti. Kazaya neyin sebep olduğu bilinemedi. 1986 yılında bir soruşturmada Su-11 model bir uçağın yol açtığı türbülansın kazaya yol açtığı söylendi. Aynı zamanda hava koşulları da kötüydü. Başka bir söylenti de Gagarin`in sarhoş olduğudur, oysa uçuştan önce iki testten geçmiştir ve yapılan araştırmalarda alkol veya uyuşturucu izine rastlanmamıştır. Kaza olmadan biraz önce, Gagarin’in roketin mühendislerine küfrettiği söylenir. Yeni bir teori de pilot kabininin yanlışlıkla açıldığı ve bir anda güçlenen hava dolaşımı yüzünden uçağın kontrolünü Gagarin`in kaybettiğidir. Aslında 2 saniye kadar daha zamanı olsaydı uçağı kontrol edebileceği söyleniyor. Bir diğer iddiaya göre ise, Gagarin’in dönemin Sovyetler lideri olan ve onun popüleritesinden korkan Leonid Brejnev’in isteği doğrultusunda öldürüldüğü söylenmektedir. Gagarin son derece popülerdi ve dönemin yazarlarına göre politikaya atılması halinde de başarılı olması muhtemeldi. Kendisi de politikaya sıcak bakıyordu.

Ursula Andress

Ursula Andress

Ursula Andress (d. 19 Mart 1936, Ostermundigen, Bern, İsviçre), Altın Küre ödüllü sinema aktrisi olan Andress 1960’ların Seks Sembolü olarak anılıyordu. 1962 yapımı James Bond serilerinin ilk filmi olan Dr. No (film)’ndeki Bond Kızı Honey Ryder rolüyle tanındı. Ursula Andress ayrıca İngilizce, Almanca, Fransızca ve İtalyanca biliyor.

Gioacchino Rossini

Gioacchino Rossini

Gioacchino Rossini, (d. 29 Şubat 1792, Pesaro, İtalya – ö. 13 Kasım 1868, Paris). İtalyan opera bestecisi. “Mösyö Kreşendo” takma adı ile anılır.

İtalya’nın doğu kıyısında Pesaro adlı küçük bir kasabada dünyaya geldi. Annesi opera şarkıcısı idi, babası ise korno çalardı. Çocukken şarkı söylemeye, viyolonsel ve korno çalmaya başladı. 15 yaşına geldiğinde bir müzik okuluna yazıldı ve beste yapmayı öğrendi.

İlk operası Evlilik Sözleşmesi (La Cambiale di Matrimonio) 18 yaşında Venedik’te sahnelendi, dördüncü eseri ciddi opera Tancredi ve beşinci eseri komik opera Cezayir’de İtalyan Kız (L’Italiana in Algeri) operaları ile ün kazandı, başyapıtı Sevil Berberi (Il Barbiere di Siviglia) operasını ise 24 yaşında iken Roma’da sahneledi. Sindrella masalından esinlenen Külkedisi (La Cenerentola) operasını da aynı yıl (1816’da) yazdı. 18 – 37 yaşları arasıda 39 opera besteledi. Son operası uvertürü, fırtına sahnesi ve bale müziği ile ünlenen Guillaume Tell idi. 37 yaşında opera bestelemeyi bıraktı. Yaşadığı dönemde çok popüler bir besteci idi. Eserlerinin bir kısmı bugün de sıklıkla sahnelenir.

Napoli’deki San Carlo Tiyatrosu, Paris’teki İtalyan Operası gibi birkaç yerin müzik direktörlüğünü yürüttü. 1830 Fransız Devrimi’nden önce Kral X. Charles’ın bestecisi olarak çalıştı.
Rossini iki defa evlendi. 1822’de evlendiği eşi Isabella Colbran, eserlerinin pek çoğunda baş rol oynayan bir opera sanatçısı idi. İlk eşinin ölümü üzerine 1846’da opera şarkıcısı Olympe Pélissier ile evlendi. Rossini, 1824-1836 yılları arasında yaşadığı Fransa’ya 1855’te geri döndü ve yerleşti, evi sanatçıların buluşma noktası haline geldi, bu dönemde “yaşlılık günahları” diye adlandırdığı besteler yapıp kendi salonunda seslendirdi. 13 Kasım 1868’de hayatını kaybetti.

Rossini başarıyı komik operalarıyla yakalamıştı. En önemli eserleri olarak Guillaume Tell, Tancredi, ve Semiramide kabul edilir. Othello Verdi’nin başyapıtı olmasına karşın, Rossini’nin Othello’su da dinlemeye değerdir. Gençliğinde bestelediği yaylı çalgılar sonatları onun Haydn ve Mozart gibi klasik dönem bestecilerinin eserlerini derinlemesine incelediğini gösterir.

Ornella Muti

Ornella Muti

Ornella Muti (d. 9 Mart, 1955) İtalyan aktris.

Roma’da Francesca Romana Rivelli’de doğdu. Napoli doğumlu bir baba ve Estonya’lı bir annenin çocuğudur. Ablası Claudia Muti’dir. (d. 1951)

Muti, iki kez evlenmiştir, birinci eşi Alessio Orano (1975-1981), ikinci eşi ise Federico Facchinetti (1988-1996)’dir.

Üç çocuğa sahiptir: Naike Rivelli (d. 1974), annesine benzerliği ile tanınan ve İspanyol film yönetmeni José Luis Bermúdez de Castro Acaso’dan olan kızıdır. Andrea ve ikinci kızı, Carolina ise ikinci evliliği Facchinetti’den olmuştur.

1998 yılından beri plastik cerrah Stefano Piccolo ile yaşamaktadır.

Muti, 1994 yılında Class dergisinin düzenlediği bir ankette dünyanın en güzel kadını seçilmiştir.

Michelangelo

Michelangelo

Michelangelo Buonarroti (d. 6 Mart 1475 – ö. 18 Şubat 1564) Ünlü İtalyan rönesans dönemi ressam, heykeltıraş, mimar ve şairidir. Tam adı Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni.

Michelangelo, 6 Mart 1475’te Arezzo yakınlarında Caprese’de doğar. Ailesi, o daha bir aylıkken Floransa’ya taşınır. Annesi, kendisi altı yaşındayken ölen Michelangelo, 13 yaşına geldiğinde Floransa’da Domenico Ghirlandaio’nun yanına öğrenci olarak verilir. Bertoldo di Giovanni’nin zamanında, Medici ailesine ait olan San Marko bahçesinde çalışan genç Michelangelo, bu arada Lorenzo de’ Medici ile tanışır.

Michelangelo, heykeltıraştaki rüştünü kanıtladığı ilk ve en ünlü eseri olan çocuk kral Davud’un heykelini yaptığında henüz 26 yaşındadır. Beş buçuk metrelik bir mermer kütleden çıkaracağı eser için genç dâhi, mermer bloğun yanına bir baraka inşa ederek, yardımcısız bir şekilde, çoğu zaman geceli gündüzlü çalışarak Rönesans sanatının harikalarından biri olarak kabul edilen David’i yaratır.

1505 yılında Papa II. Julius tarafından kendisine, en önemli başarılarından biri olacak Vatikan’ın yanındaki Sistine Şapeli’nin tavan resimlerinin yapılması işi verilir. 3 yıl sonra başlayacağı bu görevi sanatçı, 520 metrekarelik bir alanda yaklaşık dört yıllık bir çalışmanın ürünü olarak bitirir. Ortasının da, her biri Âdem, Havva ve Nuh Tufanıyla ilgili İncil’in Eski Ahit’inden alınma öykülerden esinlenerek yapılan resimlerin bulunduğu dokuz pano bulunan freskin yan unsurları da mitolojik figürlerle bezelidir. Özellikle “Adem’in Yaratılışı” ismindeki sahne batı resim sanatının en canlı tasvirlerinden biri kabul edilir.

1519 yılında Cosimo de’ Medici’nin soyunun son temsilcisi Lorenzo de’ Medici’nin ölmesiyle Michelangelo, onla birlikte genç yaşta ölen Nemours Dükü Giuliano’nun mezarlarının konulduğu kiliseye iki ünlünün heykelini yapar. 1534’te Papa III. Paulus’un heykeltıraşı ve mimarı yapılan Michelangelo’ya Sistine Kilisesi’nin sunak duvarına bir ‘Kıyamet Günü’ tasviri yapmasını ister. Meryem’in Göğe Yükselişi, İsa’nın Vaftizi ve Musa’nın Hükmü’nün anlatıldığı freskler süsler bu duvarı.

Kıyamet Günü tablosuna başından beri muhalefet eden yeni Papa IV. Paulus ise, tablodaki imgelerin fazlaca müstehcen göründüğünü belirterek Michelangelo’dan tabloyu biraz daha ‘düzgün’ hale getirmesini isteyince, ustanın cevabı şu olur: “Papa’ya söyleyin, bu küçük bir mesele ve kolaylıkla uygun hale getirilebilir. Önce kendisi yaşadığımız bu dünyayı uygun ve yaşanılır bir hale getirsin, sonra da bu tablo da aynı uygunluğa girecektir.” Michelangelo’nun yaşadığı çağ, kendisiyle boy ölçüşebilecek derecede yetkin ressam ve heykeltıraşçılara da tanıktır aynı zamanda.

Bunların başında Rafael ve Leonardo Da Vinci gelir. Bu sanatçılar arasında keskin ancak hoşça bir rekabet vardır. Anlatılan bir öyküye göre, sanatçının rakiplerinden Rafael ve Bramante, işbirliği yaparak Michelangelo’ya Sistine Kilisesinin işini verdirmeye çalışırlar. Böylelikle, kendini ressamdan çok bir heykeltıraş olarak kabul eden Michelangelo, bu işi kabul etmeyerek Papanın gözünden düşecektir. Hayatının son dönemini Roma’daki Aziz Peter Kilisesi’nin mimarı olarak geçiren Michelangelo 18 Şubat 1564’te 89 yaşında ölür.

Rönesans sanatına benzersiz bir etkide bulunan Michelangelo, klasik sanat tekniklerini öğrenmesinin yanı sıra asıl olarak, insan formunu her açıdan tasvir edebilmek için kadavralar üzerinde çalışıp, Yunan ve Roma sanatından devraldığı idealleştirilmiş insan tasarımlarını ulaştığı gerçekçilik boyutunu yakalamaya çalışır. Batı resminin babası olarak bilinen Giotto’nun resmindeki doğallık ve gerçekçilik ile 15. yüzyıl başında tam olarak anlaşılabilen derinlikte perspektif olgusunu geliştirip kendi tarzına temel yapan Michelangelo onlarca heykel, freske imza atıp Roma’nın yeniden inşa ve düzenlenmesinde de önemli görevler almıştır.Onu idolü olarak seçen bir çok kişi vardır.

Jerry Lewis

Jerry Lewis

Jerry Lewis (Joseph Levitch) (16 Mart 1926, Newark, New Jersey, ABD), ABD’li komedyen, sinema oyuncusu, yapımcı, yazar, yönetmen ve şarkıcı. Komedi sinemasında kendine özgü bir yer edinmiştir.

New Jersey eyaletinde bir Rus Yahudisi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ortaöğrenimini yarıda bıraktı ve çeşitli işlerde çalışmaya başladı. Sahnelerde komedyenlik yaptıktan sonra 1946’da şarkıcı ve oyuncu Dean Martin ile bir ikili oluşturdu. Gösterilerinde, Martin’in söylediği şarkılar sürekli olarak Lewis’in komiklikleriyle kesiliyordu. Kısa sürede ülkenin en tutulan komedyenleri arasına girdiler ve 1949’da Paramount Pictures Corporation’la anlaşarak sinemaya adım attılar. İlk filmleri My Friend Irma (1949; Arkadaşım İrma) yardımcı rolde gözüktükten sonra 1950 tarihli My Friend Irma Goes West (Arkadaşım İrma Batı’ya Gidiyor) başrole yükseldiler ve 1956’da ayrılana değin 15 filmde daha oynadılar.

1956’dan sonra özellikle Avrupa’da, Amerika’yı ve Amerikalı olmayı en iyi kavrayan komedyenlerden biri olarak nitelenen Lewis, 1960’taki Bellboy ‘la (Asansörcü) kendi filmlerini yönetmeye de başladı. Yapımcılığını üstlendiği, senaryo yazımına katıldığı ve kendisinin ya da çoğunlukla Frank Tashlin’in yönettiği filmleriyle 1960’ların en sevilen komedyenlerinden biri oldu. Abartılı mimik ve jestleriyle, sakar ve telaşlı hareketleriyle, hazırcevaplığıyla kendine özgü bir tarz geliştirdi. 1970’te sinemayı bıraktı. 1979’da hem yönetip, hem oynadığı Hardly Working’le sinemaya döndüyse de, umduğu ilgiyi bulamadı. Ama Martin Scorsese’nin The King of Comedy’sinde (1983; Kahkahalar Kralı) çizdiği, yüzü gülmeyen yorgun komedyen tipiyle usta oyunculuğunu bir kez daha ve parlak bir biçimde kanıtladı. 1990’larda nispeten daha küçük filmlerde oynadı. Emir Kusturica’nın yönettiği Arizona Dream (1994) ve Funny Bones’da (1995) yardımcı rollerde oynadı.

1944’te Patti Palmer’la yaptığı evlilikten 6 oğlu oldu. 1980’de Palmer’dan boşandıktan sonra dansçı SanDee Pitnick’le evlendi. 1992’de tek kız çocuğu olan Danielle Sarah Lewis’i evlet edindi.

2006’da Fransız Kültür Bakanlığı tarafından verilen Légion d’honneur nişanını aldı. 2009 yılında düzenlenen 81. Akademi Ödülleri’nde Onur Ödülü aldı.

Victor Hugo

Victor Hugo

Victor-Marie Hugo (d. 26 Şubat 1802 Besançon – ö. 22 Mayıs 1885 Paris) Fransız şair, yazar, devlet adamıdır.

Victor Hugo 26 Şubat 1802’de Fransa’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle edebiyata adadı. 1824 yılında Fransız coşumcularının (romantikler) yayın organı olan La Muse Française dergisini kurdu. Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu. 1830-1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu. 1831’de Notre Dame de Paris (Paris’in Notredame Kilisesi) adlı büyük romanını yayımladı. 1841 yılında Fransız Akademisi’ne üye seçildi. Çok sevdiği kızı Leopoldine’nin 1843’de kazayla boğularak ölmesi üzerine 1852’ye dek yeni yapıt vermedi. 1848 Fransa Devrimi’nden sonra parlemento üyeliğine seçildi. 3. Napoleon’un hükümet darbesini engellemeye çalıştı, başaramayınca 1851 yılında Belçika’ya kaçmak zorunda kaldı.

Ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı. 1855-1870 arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey’de geçirdi. O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur. 1862 yılında başyapıtı olan Les Misérables (Sefiller) adlı romanını yayımladı. Bunu 1866’da Les Travailleurs de la Mer (Deniz İşçileri) ve aynı yıl L’Homme qui Rit(Gülen Adam) gibi önemli romanları izledi.

Fransa’da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris’e döndü. Ulusal Meclise seçildi. Artık Fransa’nın en gözde kişilerinden biriydi. Paris Komünü’nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraştıysada sonuç alamadı. Giderek siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.

1885 yılında ölüm döşeğinde iken;
“     “Tanrı’ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir.”     ”

diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.

Gorbachev

Gorbachev

Mihail Sergeyeviç Gorbaçov (Rusça Михаи́л Серıûге́евич Горбачёв), SSCB devlet adamı. 1985’den 1991’e kadar Sovyetler Birliği’ni yöneten lider. Gorbaçov’un perestroika (yeniden yapılanma) ve glasnost (açıklık) adını verdiği reform çalışmaları Soğuk Savaş’ı bitirdi ancak bu reformlar Sovyetler Birliği Komünist Partisinin ülkede politik üstünlüğünü kaybetmesine ve sonrasında da Sovyetler Birliği’nin dağılmasına neden oldu. Gorbaçov, 1990’da Nobel Barış Ödülünü kazandı.

2 Mart 1931 Kuzey Kafkasya’nın Stavropol bölgesinde Privolye köyünde doğdu.

İlk tahsilini köyünde yaptı. 1952 senesinde Sovyetler Birliği Komünist Partisi’ne (SBKP) girdi. 1955’te Moskova Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Stavropol, Genç Komünistler Birliğinde görev aldı. 1970’de Stavropol teşkilatı birinci sekreteri oldu. 1971’de SBKP Merkez Komitesi üyeliğine seçildi. 1978’de tarım sorumlusu olarak sekreteryaya girdi. 1979’da politbüro yedek üyesi, 1980’de asil üyeliğe seçildi. Çernenko’nun 1985’te ölümü üzerine SBKP genel sekreteri oldu. Glasnost (açıklık) ve perestroika (yeniden yapılanma) politikalarıyla dünyada büyük yankılar uyandırdı. Ekim 1988’de devlet başkanlığı görevini de üstlendi.

Mihail Gorbaçov, ülke ekonomisinde gözle görülür bir ilerleme sağlayamadığı için, SBKP (Sovyetler Birliği Komünist Partisi)nin reformcu üyeleri tarafından eleştirilmeye başlandı. Ancak çeşitli ülkelere yaptığı gezilerle dıştaki itibarını artırdı. Çin Halk Cumhuriyetine giderek bu ülkeyi 30 yıldır ilk ziyaret eden Sovyet lideri oldu. Federal Almanya, İngiltere, Finlandiya’yı ziyaret etti.

Gorbaçov iktidara gelince, aşırı alkol tüketimine ve yolsuzluklara karşı kampanya açtı. Halk ve Sovyet yöneticileri ile ilişkileri daha sıklaştırdı. Yönetici kadroyu gençleştirdi. Dış siyasette batı ile daha yakın ilişkiler kurdu. ABD başkanı Reagan ile Cenevre’de zirve toplantısı yaptı. Silahsızlanma, bilim, kültür, eğitim alanlarında bilgi alış verişi için anlaştı (1985).

1986’da Reykjavik’te, yeniden yapılan zirve görüşmesinde, silahların denetimi görüşüldü. Fakat ABD başkanı Reagan Yıldız Savaşları projesinden taviz vermediği için silahsızlanma görüşmesinden bir netice alınamadı.

1987 senesinin başında, yönetimde iktisadi reformlardan, dış siyasete verilecek yeni yönleri açıkladı. Glasnost, perestroikaya gidileceği tasarısı yüksek Sovyet meclisinde oybirliğiyle kabul edildi. Temmuz 1987’de Avrupa ve Asya’da yerleştirilmiş olan orta ve kısa menzilli füzelerin imha edilmesini kabul etti. 1987’de yayımladığı kitabında reformları geniş açıkladı. Ekim devriminin 70. yıl dönümündeki konuşmasında Stalin ve Troçki’yi eleştirdi. Başkan Reagan ile orta menzilli füzelerin imhası için antlaşma imzaladı (8 Aralık 1987).

Gorbaçov’un en önemli meseleleri SSCB’ye bağlı cumhuriyetlerdeki milliyetçi hareketler ve bağımsızlıklarını ilan etmeleri ile maden işçilerinin grevleri oldu. Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve Türkistan’da silahlı çatışmalar oldu. Doğu ve Batı Almanya birleşmesini kabul ederek ses çıkarmadı.

ABD başkanı George Bush ile 2-3 Aralıkta Malta açıklarındaki bir savaş gemisinde görüştü. 9 Eylül 1990’da Helsinki’de George Bush ile tekrar görüştü ve Amerika’dan ekonomik yardım istedi. Aralık 1990’da Nobel Barış Ödülünü kazandı. Ancak Gorbaçov sosyalist rejimi istiyenler ile kapitalist rejimi isteyenler arasında zor günler geçirmekteydi. 19 Ağustos 1991 sabaha karşı komünizm rejimini yeniden yeşertmek isteyen KGB ve ordunun desteğini alan en yakın arkadaşı olan Yanayev ve 8 arkadaşından meydana gelen İhtilal Komitesi, Gorbaçov’a karşı darbe yaptılar. Yapılan darbe başarısızlıkla sonuçlandı. Darbecilerin bazıları yurtdışına kaçtılar. 22 Ağustos 1991 tarihinde Gorbaçov devlet başkanlığını tekrar eline geçirdi. Daha önce kendisine karşı en büyük rakip olarak bilinen Rusya Federasyonuna seçilen Yeltsin ise, darbede Gorbaçov’u en çok destekliyenlerden olarak darbenin kısa sürede bastırılmasına yardımcı oldu. Ancak bu durum Yeltsin’in güçlenmesine, Gorbaçov’un gücünü kaybetmesine yol açtı. Bu durum 1991 yılı sonuna doğru hız kazandı. Sovyetlerden ayrılan 11 devlet 8 Aralıkta biraraya gelerek Bağımsız Devletler Topluluğunu (BDT) oluşturdular. Bu durum Gorbaçov’u tamamen yetkisiz bıraktı. Bunun üzerine 25 Aralık 1991’de televizyona çıkarak; Görevimi kaygı içinde ama umutla bırakıyorum. Herkese iyi şanslar diliyorum. diyerek görevinden istifa etti. Bundan sonra emekliye ayrılarak çeşitli basın yayın organlarında yorumculukla meşgul oldu (1993).

Cindy Crawford

Cindy Crawford

Cynthia Ann “Cindy” Crawford (d 20 Şubat 1966, DeKalb, Illinois) ABD’li manken, sinema ve reklam filmi oyuncusu.

DeKalb Lisesi’ni 1984 yılında bitiren Crawford, Northwestern Üniversitesi Kimya Mühendisliği’ni kazandı ancak eğitimine sadece bir yarıyıl devam etti. Eğitimini bıraktıktan 16 yaşında başladığı fotomodelliğe hız verdi ve Chicago’da fotoğrafçı Victor Skrebneski ile çalışmaya başladı. 1986 yılında Manhattan’a yerleşti. 1989 ile 1995 yılları arasında MTV’nin House of Style programında hosteslik yaptı. 1995 yılında ilk sinema filmi Fair Game’de William Baldwin ile birlikte başrolü paylaştı. 177 cm boyu ve kahverengi saç ve gözleriyle aranılan bir oyuncu ve manken olan Crawford 1980’ler ve 1990’lar boyunca tüm dünyada hızla tanınmaya başladı. Gianni Versace, Escada, Revlon, Ink, Omega, Maybelline ve Clairol markalarının yüzü oldu. 2002 yılında People dergisi tarafından en güzel 50 insan arasında gösterildi. 2006 yılında Maxim dergisinin listesinde 26. sırada yer aldı. 2008 yılında VH1 listesinde 3 numaraya yerleşti. Crawford mobilya tasarımlarını “Cindy Crawford Home Collection” adıyla piyasaya sundu.

Aktör Richard Gere ile 1991-1995 arasında evli olan Crawford, 1998 yılında eski model ve iş adamı Rande Gerber ile evlendi. Bu evliliğinden Presley Walker (1999) ve Kaia Jordan (2001) adlarında iki çocuk sahibi oldu.